USHUAIA

Dünyanın Sonu

Ushuaia,Tierra Del Fuego-Ateş Toprakları’nın,65 bin nüfuslu  en büyük şehri. Adı, dağlarında yerlilerin gece ateş yakmalarından dolayı, Macellan tarafından buraları keşfettiği dönemlerde verilmiş.

Ushuaia, dünyanın en güneyi özelliğini, 5 km daha güneyindeki Şili’ye ait Puerto Williams şehrine kaptırmış görünse de, bu şehir sadece bir askeri üs olarak kurulduğu için bence hala en güneydeki şehir sayılır. Doğal buzulları, verimli ormanları, pırıl pırıl gölleri, nehirleri ve muhteşem sahilleri ile keşfedilmeyi bekleyen Ateş Toprakları, bugün birkaç müzesi ve pek çok hotel-hostel-pansiyonu ile turizme hizmet eden Arjantin’in en güneydeki şehri olarak karadan gelenler yanında pek çok yolcu gemisine de ev sahipliği yapan turizm merkezidir. Ushuaia aynı zamanda Antarktika seyahatlerinin de çıkış noktasıdır. Amerika ve İngiltere gibi ülkelerden 4000$-5000$’a satın alınabilen 12–13 günlük Antarktika turu, buradaki seyahat acentelerinde son dakika fiyatları ile 2500$’a kadar bulunabilmektedir.

1902 yılında başlanıp 1920 yılında bitirilen Presido isimli bina, 1947 yılına kadar politik ve şiddet suçlularının hapsedildiği mekân olmuş. Bu mahkûmlar, bugün milli parka düzenlenen turlarda kullanılan küçük bir tren yolu da inşa etmişler o zaman.1946 yılında kapatılan bu hapishane şimdi müze olarak kullanılmaktadır.

Kuzeyi dağlarla, güneyi ise Beagle Kanal ile çevrelenmiş Ushuaia’da pek çok yürüyüş turu (treking) olanağı var. Bunlardan birine, şehrin merkezinden 20 dakika süren bir dolmuş yolculuğu ile vadinin başındaki teleferiğe ulaşılıyor,(isterseniz; ben öyle yaptım ve yolu yürüyerek tırmandım) sonrasında bu güzel vadiyi, ardından giderek zorlaşan bir tırmanış parkuruna dönüşen bu yolu, başlayan yağmur ve zirveye doğru yağan kar eşliğinde, zorlanarak ama bir daha gelme şansı yakalayamam belki diye vazgeçme düşüncelerini kovarak, dünyada çok az insanın görebildiği Martial Glacier (buzulu)’e ulaştım. Sırılsıklam, donmuş bir vaziyette dünya 3.lüğü ödülü almış Free Style Hostelime, sıcak duşuna attım kendimi. Yarın yeni bir tura hazırım…

Martial Dağ  bölgesi ,Lago Escandido (Saklı Göl)’ya,yürüyüşün başlangıç noktasına, 3 İsrail ve 3 Arjantinli ile ulaştık.Girişte bizleri 30’a yakın Husky kızak köpekleri karşıladı,aralarına girerek fotoğraflarını çektikten sonra tekrar görüşmek üzere diyerek 2 saat sürecek yürüyüşümüze daha önce bu parkuru yürüyen Arjantinli bayanın eşliğinde başladık.Dağlardan inen su yollarının oluşturduğu geniş bataklık alan içinde kuru ve sert yerler araştırarak yürüme çabamıza rağmen ayaklarımız dizlerimize kadar batan suyun içinde ıslanmaktan kurtulamadı.Dünkü hava gibi yine yağmur başladı.Nihayet yamaçlarında ki karlı dağlar arasına gizlenmiş,son ana kadar yüzünü göstermeyen, ohhhhhh nidalarını 3 dilden çıkarttığımız Escandido, yeşil göle ulaştık.İsraillilerin gaz ocağı ile yaptığı çay ile kutlamamızı da yaparak hızla dönüş yoluna girdik.Yine ayaklarım ıslak ve üşümekteyim ama başarmak duygusunun mutluluğu ile bir süre sonra ıslaklığı hissetmemekte olduğumu fark ediyorum….

2 gün üst üste ıslanarak yaptığım(keyifte aldığım )bu turlardan sonra, bu son günümü Ushuaia şehrinin müzeleri, mağazaları, sokakları, el sanatları satıcılarını, limanını dolaşarak geçirdim. Akşam yemeğimi ortak kullandığımız Hostelin mutfağında İsrailliler, Arjantinliler, Alman’lar ile birlikte yaparak, Şili’nin Pucon şehrinde markette bulup satın aldığım(1 litresi 15 ytl’ye) YENİ RAKI’ MI yudumlayarak Türkiye’deki tüm dostlarıma şerefe, bu dünyanın en güney şehrine de hoşça kal dedim.

2000 yılından sonra yazmayı da düşünerek yaptığım Dünya Seyahatlerimde yaşadığım farklı,güzel,ilginç,tehlikeli vs şeyleri paylaşarak, gezme konusunda tutuk davranan…