SAKLI CENNETE GÜNÜBİRLİK YOLCULUK: BOLİVYA

Şili’nin kuzeyinde ki San Pedro de Atacama Çöl Bölgesindeyim(13.01.2007-Buranın yaz ayı)

2800 kişilik nüfusu ve 2440 metre yükseklikteki bu kasaba; eskinin Nitrat Madeni ve Büyükbaş hayvan geçiş merkezi, şimdi ise turizm. Atacama, Bolivya’nın güney batı sınırına 30 km mesafede. Motosiklet Günlüğü filmini izledikten sonra(Che Guevera öz yaşam öyküsünden bir kesit) Güney Amerika’ya tek başıma yapmayı planladığım bu gezimde Bolivya yoktu ama sınırın bu kadar yakın ve Bolivya’ya girişin bu kadar kolay ve de günübirlik turda görülecek yerlerin bu kadar ilginç fotoğraflarını Seyahat Acentesi’nde görmemle karar vermem bir oldu. Sabah erkenden 12 kişilik bir gurup ile sınıra giderek, uzun kuyrukta geçiş izinlerini beklerken sıradaki Brezilya’lı motorcu ile ülkesi ve İstanbul hakkında sohbet etmekteyiz, geçiş izinlerini alıp Bolivya’ya girdik. Burada 4X4 lere geçtik. Sınırın bu tarafında asfalt yol yok. Her yer Çöl ve Dağ. Benim aracımda 5 Brezilya’lı ve 1 Türk; ben varım, şoförümüz Bolivyalı. Hiç kimse İngilizce bilmiyor. İspanyolca ve Portekizce(Brezilya’lılar) konuşuluyor.(3 aylık İspanyolca kursumun faydasını burada gördüm)

Toprak yollarda zıplayarak ilerliyoruz. Camlar kapalı, klimamız çalışıyor. İlk durağımız La Laguna de Blanco(Beyaz Göl).Gölün kenarında ki barakada kahvaltımızı tipik giyimli Bolivyalı kadının servisi ve KOKO çayı ile yapıyoruz. Milli Park girişine ödememizi kendimiz yaparak yola devam ediyoru.Sonraki durağımız bir başka Göl :La Laguna de Verde(Yeşil Göl).Çevresi yüksek ve görkemli dağlarla çevrili.Uzun bir sürüş ile Termal bölgesine geldik.İçimizden biri ve arkamızdan tek tek gelen(15 arkadaş Güney Amerikayı bisikletleri ile dolaşıyorlar)İtalyan bisikletçiler çırılçıplak soyunup kendilerini sıcak suyun içine bırakıverdiler. Daha uzun bir sürüşten sonra bu kez tepelerin arkasında yükselen buhara doğru ilerliyoruz.

Yeraltı buharının yüzeye çıktığı bu yer (Geyser de Sol de Manana) bizlere  Mars’taymışız duygusu veriyor.100 lerce derece sıcaklıktaki buhar, bulduğu delikten onlarca metre yukarıya doğru fışkırıyorHava birden değişti…soğudu.Yağmurluklarımızı giydik ve bir daha çıkaramadık.

Fotograf çekerken eğilip kalkmalarda bile başım dönmeye başladı. Bulunduğumuz mevkinin5000metre olduğunu öğrenince başımın dönmesinin yükseklikten kaynaklandığını anladım.Yola devam ederken yağmurun kara dönüşmesine ve çevremizin tamamen beyaz örtü ile kaplanmasını izlerken, şekillerinden dolayı Salvador Dali bölgesi diye adlandırılan ilginç kaya formlarının yakınından geçtik. Öğle yemeğimizi son durağımız Colarado de Laguna(Kolarado Kırmızı Göl) yakınındaki bir barakada yedik. Burası aynı zamanda 3–4 gecelik konaklamalı tur alanların, kaldıkları basit Hostel. Sonra günün en ilginç yerine ulaştık. Pembe renginin türlü tonlarıyla sanki boyanmışçasına bir renk cümbüşü oluşturan Colarado gölü ve içindeki binlerce pembe-beyaz-siyah renkli Flamingo’lar, gölün çevresinde otlayan Lama’lar ve çevresindeki muhteşem dağlar ile baş başa kaldık çölün ortasında; bu gizli Cenneti şaşkın ve hayranlık duyguları ile doyasıya seyre daldık.

2000 yılından sonra yazmayı da düşünerek yaptığım Dünya Seyahatlerimde yaşadığım farklı,güzel,ilginç,tehlikeli vs şeyleri paylaşarak, gezme konusunda tutuk davranan…