08.03.2007

Rio de Jenorio 

Hayallere ve duygulara sınır konmadığı, tarihten-Afrika’dan gelen ritimlerin yüzyıllardır değişerek  günümüze kadar gelen bir ritüle dönüşen  sınır tanımayan dışa vurum eğlencesi, karnavallar Ülkesi.

Çoğumuz gibi karnavalları ve futbolu, birazcıkta Yağmur Ormanları vardı kafamda Brezilya seyahati  henuz oluşmadığı zamanlar.

Karnavalın sadece Rio De Jenorio’ya özgü olmadığı bütün ülkede kutlandığı, Salvador şehrindekinin en büyük sokak gösterisine sahip olduğu, Salvador’un kuzeyinde Atlas Okyanusu kıyısında ki yan yana iki şehrin Recife ve Olinda’nın bu Karnaval gösterileri zamanında trans halinde dans eden milyonlarca insanla birleştiğini öğrenip, Amazon bölgesinde Manaus ve güneyde Florianopolis’te ki bu sokak gösteriler içinde bulunup Rio De Jenorio’da 7 saat ekvator sıcağında bende transa geçip dans edecektim.

Bu bilgi ve anılarımı paylaşırken Rio Carnavalı’nın ikiye ayrıldığını belirtmeliyim.Bizlerin televizyondan seyrettiği dans okullarının yarışmalı gösterisinin  dört gün boyunca sunulduğu biletle seyredilen profesyonel olanı. Asıl eğlenceli olanı bizzat sizinde(herkesin) içine girip aktörü-aktrisi olacağınız sokak gösterileri var  ki;  bunlar amatör müzisyen ve dans gurupları tarafından gösteri yapılan sokakların izinle kapatılması ve bu gurubun fanatikleri ve sokaktaki herkesin dans edip, sokaklara kurulan barlarda içmesi, ilginç giysiler içinde ki amatörlerin-turistlerin gösterilerini hem izleyip hem de danslara katılmanız.

Cobacobana’ya paralel sokaklarda bir hafta boyunca hangi sokağın kapatılıp(Block deniyor) gösteri yapılacağı önceden duyuruluyor ve isteyenlerde bu gösterilerin oyuncusu oluyor.

Bu gösteriler sürerken sokak satıcılarının satış yaparken bile müziğin ritminden kopmamaları ve dans etmekten vazgeçmemeleri; 20 yıldır burada Seyahat Acentası işleten Demir  Göknel’in “ Brezilya’lı problemi çözemiyorsa problem bana ait değil der, farklı-keyifli bir felsefesi vardır” demesi geldi aklıma.

Önceleri din adamlarınca yasaklanmaya çalışılmış; içkinin-dansın-seksin bileşiminin dinin öğretisine aykırı bulunmuş, ama engel olunamayınca sahiplenerek kontrol altına alınmaya ve günümüze doğru turistik ve ticari yönü öne çıkartılmış.

Bu karnaval günlerinin geceleri de yine müzik ve dansa ayrılmış. Karnaval günleri sabaha kadar Cobacabana sahil civarı gece kıyafetleri içinde dolaşan renkli(hem giysi hem de ten olarak) bir kalabalığı barındırıyor. Demir, Brezilya Samba müziklerinin geçmişten günümüze kadar örneklerinin kalabalık bir orkestranın ve yine çok kalabalık dans eden katılımcılarının önünde çalarak sunduğu bu güzel gece kulubüne götürdü . Rio Karnavalına  iki gününü biri  Türk rehber arkadaş diğeri personeli Brezilya’lı Claudia  rehberliğinde dolaşıp, Rio De Jenorio’ya bir ay sonra Amazonlar ve bütün Atlas Okyanusu kıyılarını dolaştıktan sonra tekrar uğramak üzere beş saat sürecek Rio-Manaus uçağına bindim.

Yaklaşık 25 gün sonra Rio’ya tekrar döndüm.Karnaval kalabalığı dağılmış, dünyanın en güzel şehri ile baş başa kaldım. Bu 3 günümü yaptığım plan ile dolu dolu geçireceğim.

Şehrin çıkılması  gerekli iki tepesi var karşılıklı. 710 metre yükseklikteki Corcovado tepesine sabah erken(kalabalık turist guruplarından önce),  Sugar Loaf  tepesine ise akşam saatlerinde (gün batımının  fotoğraflayabilmek için) gidilmeli.

Corcavado tepesi  dünyanın yeni 7 harikası arasına girmiş ama dünyanın en büyük ve en çirkin İsa heykelini Christ  the Redeemer’i barındırsa da, buradan ününü sinema filimlerinden hepimizin duyduğu Cobacobana ve İpanema sahillerini, 200 bin kişilik Maracana stadyumunu  ve şehrin dört bir tarafının en güzel kuş bakışını bizlere sunduğundan hoşgörüyü-takdiri hak eden bir tepedir.

Sugar Loaf’a iki kademede telefirikle çıkılmakta, zirve; iyi ki çıkmışım dedirtecek kadar nefes kesici ve bir an kendinizi İstanbul Boğazına yüksek bir tepesinden  bakar gibi  bir hayalin içinde bulup, nefes almayı kısa bir an unutacaksınız.

Yine bu tepeden, Rio de Jenorio’yu körfezin karşında bulunan Niteroi şehrine bağlayan 15 km uzunluğunda ki köprüyü ve çevresindeki kimi adaların arasında seyreden teknelerin çoğalttığı güzellikleri çömertçe bizlere sunan güneşli ve pussuz güne teşekkür ediyorum.

Aynı yönde ada üstünde var olan pistten kalkan uçakların görüntüsü de bu görselliğe, geçen tekneler-yelkenliler gibi katılmakta.

Güneşin, dün çıktığım tepeden İsa heykelinin hemen yanından kızararak batışa geçmesi ile oluşan renk cümbüşünü tepedeki bizler yüzlerce kareye şıkıştırıp hafızamızın unutma oyununa karşı bir küçük önlem aldık.

32km karelik kapsadığı alanı ile dünyanın en büyük şehir içi parkı olan Tijuca ve  Copacobana plajına çok yakın Jardim Botanico(botanik bahçesi) gezisi, Amazonlara gidemeyecekler için bir küçük Yağmur Ormanları-Cangıl turu deneyi olacaktır.

Not: Avrupa Kıtası 10,1 milyon km2 alanı kaplarken, Brezilya tek başına 8,4 milyon km2 büyüklüğündedir.

2000 yılından sonra yazmayı da düşünerek yaptığım Dünya Seyahatlerimde yaşadığım farklı,güzel,ilginç,tehlikeli vs şeyleri paylaşarak, gezme konusunda tutuk davranan…