FAS – Magribi

Atlas Okyanusu – Afrika – Akdeniz – Çöl

Afrika’nın en batısında bulunan Fas hem Atlas Okyanusu’na hem de Akdenize kıyısı olan Arap ülkesidir. Afrikanın en kuzy ucu Tanca şehri, Avrupa kıyısında bulunan Cebelitarık’ın tam karşısında bulunur. Fas’ın batısında Atlas Okyanusu’nda İspanya’ya ait bulunan Kanarya adaları dışında Fas’ın ana karası üzerinde bulunan Melilla ve Ceuta kasabaları da İspanya’ya aittir. Fas’ın diğer şehirlerinden gelirseniz bu şehirlere girmek için vize istenmektedir. Bu sömürge dönemlerinin tipik durumunun benzerini İspanya kendi Ana karasında Cebelitarık’ın İngiltere’ye ait olmasıyla yaşamakta.
Ülkenin kendi dilindeki anlamı “El Magrip” yani en batıdaki yer anlamına gelsede Avrupa’lılar burayı Müslüman anlamındaki Morrocco veya Maroc olarak adlandırmışlar.
M.Ö 9. yüzyılda Fenikeliler ile başlayan yazılı tarihi Roma ile devam etmiş. Berberiler Tarık Bin Ziyad ile İspanya fethine çıkmalarından sonra Müslümanlığı benimsemişler. 1956 yılında Fransızlara karşı bağımsızlıklarını kazanmış. Bu gün krallıkla yönetilen ülkede Arapça, Fransızca ve Berberi olmak üzere 3 resmi dil kullanılmaktadır.

KAZABLANKA

Humbhrey Bogart’ın oynadığı Casablanca(1942) filmiyle hayallerime giren şehre İstanbul’dan direk uçarak ulaştık. Şehrin geniş caddelerinde yarışırcasına araç süren Faslılara katılarak, havaalanından kiraladığımız araçla dolaşmaya başladık. Şehir modern bahçeli Avrupa evleri ve parklarla dolu. Fas’ın en kalabalık şehri Kazablanka ve tüm diğer büyük şehirler Medina denen surlarla çevrili şehrin en eski kısmı ile bu yüzyılda yapılan yapılaşmanın olduğu modern şehir bölümünden oluşmakta. Atlas Okyanusu kıyısında bulunan kayalıkların üzerine temel atılarak yapılmış, 80 bin kişinin aynı anda ibadet edebileceği Hasan II. Camisine ulaştık. Önceki kralları adına yapılmış bu gösterişli cami dünyanın en büyük 3. camisi.

RABAT
Başkent Rabat Kazablanka gibi Okyanus kıyısında oldukça Avrupalı modern bir şehir. Geniş bulvarlar, bahçeli, güzel işlemeli kapıları, camları, demir oymaları olan evleri ve sokaklar boyu kalın bakımlı ağaçlarıyla şaşırtıcı güzellikte. İlk hedef altımızdaki araç ile başkent Rabat’ı rasgele turluyoruz. Sonra V. Muhammed’in Anıt mezarının bulunduğu tepeye çıktık. Kapısında bulunan muhafızlar savaşçı Berberi giysileri içinde, yüksek boylu siyah atları üzerinde nöbetteler. Bize isteklice poz veriyorlar fotoğraf çekmemiz için. Kapıdan girince solda yükselen binadan içeri girince ahşap oymalı kubbe geniş bir avluya açılmakta. Burada V. Muhammet ve 2 oğlunun anıt mezarları bulunmakta. Her bir köşede 4 Berberi muhafızda burada nöbet tutmaktalar.
Anıt mezar, 12. yüzyılda Muvahhid hükümdarı Yakub el-Mansur tarafından yaptırılan Hasan Camisi’nin kalıntılarına bakmakta. Hükümdar bu camiyi bitiremeden ölünce yapı olduğu gibi bırakılmıştır. Günümüze kalan pek çok yarım sütun ve Hasan Kulesi adıyla anılan caminin bitirilen devasa minaresidir. Bu minareden Rabat şehrine tepeden kuşbakışı bakış oldukça etkileyici.

MEKNES
10. yüzyılda Miknase Berberileri tarafından kurulan Meknes şehrine adını 17. yüzyılda burayı kendine başken yapan Filali Sultanı Mevlay İsmail tarafından verilmiştir. Eski Filali başkenti Meknes Bufekran ırmağı üzerindeki köprü ile yeni şehir bölgesine bağlanır. El-Hedim Meydanı gözde bir buluşma yeridir. Şık sokak lambaları, çeşmeleri ve kafelerle dikkati çeken bu meydanın en görkemli mimari yapısı Mevley İsmail’in den kalan anıtsal Bab Mansur’dur. Rengarenk çinilerle bezeli kapısı sarayların bulunduğu alanın girişidir. Sultan Mevlay Fransız kralı XIV. Louis’in kızıyla evlenmek istemiş ama vermemişler. Fransız Kralına hayranlığından dolayı Meknes’te Paris’teki Versailles Sarayı’na benzer saraylar, bahçeler, parklar yapmış. Sultan Mevlay İsmail, hareminde beş yüz karısı ve cariyesi, yüzlerce çocuğu olan zorba bir hükümdar diye tarihe geçmiştir.

FES
Dünyanın ortaçağdan kalma mekanlarında insanların hala yaşamakta olduğu en büyük şehri (medina of Fes el-Bali)buradadır. Yüzlerce dar sokaklarında eşşek ve katırların yük taşıdığı, sayısız küçük bakkal, lokanta, atölye, medrese, cami bulunmakta. Boyama atölyeleri ve tabakanelerden yükselen keskin koku sokağın karmaşasındaki seslere karışmakta. Şehir, Fes el-Bali denen medinanın merkezi(yüksek duvarlarla çevrili eski şehir) – Fes el-Jdid , Mellah(Yahudi nüfus) ve Krallık Sarayı’nın olduğu doğu kesimi ve Fransızlar tarafından inşa edilen yönetim binalarınında bulunduğu yeni şehir olmak üzere 3 bölümden oluşmuş. Motorlu taşıttan arındırılmış Fes el-Bali bölgesi UNESCO koruma listesine girmeyi haketmiş. Fes 1995 yılında İzmir ile kardeş şehir ilan edilmiş.

ERFOUD(Çöl)
Cezayir sınırına yakın, Büyük Sahra çölünde güneşin doğuşu ya da batışını seyretmek için çölde kıl çadırlarda konaklamak amacıyla gidilen, sayısız turistik konaklama olanağına sahip Fas’ın doğu bölgesinde bulunan küçük bir kasaba Erfud. Sinema yapımcılarının doğal Sahra Çölü platosunda çekim yapmak için akın akın geldikleri popüler bir bölge aynı zamanda. Catherine Deneuve ve Gene Hackman’ın başrol oynadıkları March or Die, Prince of Persia ve Mummy bu bölgede çekilen filmlerden bir kaçı. Merzouga, Erfoud’a 55 kilometre mesafede, daha doğuda, Büyük Sahra çölünün hemen yanında, kalbinde bulunan kasabada konaklamak çölü gerçekten yaşamak için ideal bir yer.

MARRAKESH
Kırmızı Şehir olarak bilinen resmi İmparatorluk şehridir Marrakesh. Atlas Sıra Dağlarının zirveleri yaz kış karla kaplı olduğu Orta-Güneybatı bölgesindedir Fas’ın. Souk denen dar sokaklarda karşılıklı mağazaların olduğu en büyük çarşıda Marrakesh’te. Bu sokaklarda İstanbul’daki Kapalı Çarşı benzeri bir atmosfer, Arap giysileri içindeki satıcı ve yerli halktan oluşan bir renk cümbüşü var. Çarşıya farklı giriş kapılarının açıldığı Djemaa el Fna adı verilen geniş meydanda, günün her saati akrobotlar, yılan ve maymun oynatıcıları, folklorik giysileri içinde müzik yapanlar, fotoğraf çekiminden para kazanan sayısız göstericilerden oluşan renkli bir panayır havası var. Havanın kararmasıyla bu açık hava gösteri meydanı, kurulan onlarca tezgahaın ev sahipliğinde deniz ürünleri, sakatatlar ve her türlü yerli yiyeceğin, taze sıkılmış meyva sularının satıldığı gece şenliğine dönüşmekte. Meydan civarında bulunan kimi restaurantlardan yükselen müzik sesi Fas’a özgü tipik bir 1001 gecenin tanıklığına çağırmakta.
Koutoubia Cami, Ali ben Yusuf Cami ve Medresesi, Bahia Sarayı, Medina denen eski şehir bölgesinin dışındaki ilgi çekici diğer yerlerdir. Fas’ta gezmek güvenli. Fas Mutfağı Türk insanının damak tadına uygun yemekleriyle, baharatlarıyla zengin. Çölde yapılan Safari, surlarla çevrili eski şehir içlerindeki çarşılarında yapılan zevkli alışveriş, uzun Atlas Okyanus kıyısı, Atlas ve Rif Dağlarında yapılabilen ilginç yürüyüş(Trekking)parkurları, vizesiz ve her gün İstanbul’dan Kazablanka’ya direk uçuşun varlığı, Fas’ı gezmek için her beğeniye uygun ziyaret nedenleri oluşturmakta.

şeref PINARCI

2000 yılından sonra yazmayı da düşünerek yaptığım Dünya Seyahatlerimde yaşadığım farklı,güzel,ilginç,tehlikeli vs şeyleri paylaşarak, gezme konusunda tutuk davranan…