SAMUC CHAMPEY

Antigua’dan kalkan minibüslerle 7–8 saat süren bir yolculuğa başladığımızı düşünmüştüm o sabah, bir saat sonra içinden geçmek zorunda olduğumuz başkent Guatemala City’e ulaştığımızda grevdeki öğretmenler sendikasının ana yolları kesip protesto gösterisi yaptıklarını bilmiyorduk. Üç saatten fazla araç kuyruğunda kaldık. 12 saate varan yorucu bir yolculuktan sonra Karadeniz ormanlık bölgesine benzeyen Samuc Champey’e ulaştık. Yarın ziyaret edeceğim Samuc Champey tatlı su göller bölgesinden, zirveden gelen nehirin yanı başında bulunan ahşap konaklama odalarımıza attık sırt çantamızı. Ismarladığım yerli biramı yudumlarken günün yorgunluğu hemen yanımızdan akan nehrin sesine karışıp yok oldu.

Sabah köydeki bir kamyonet ile yarım saat süren orman içi virajlı yolda ayakta süren nefis bir yeşil görsellik şöleniyle ulaştık zirveye. Küçük bir ücret ödeyerek girdik Ulusal parka.

Samuc Champey’in yeşil sularla dolu altı, yedi tasın birbiri içine girmiş gibi görünen doğal havuzlarının şiirsel görüntüsüne ulaşabilmek için tırmandığım tepeye ulaştığımda nefesim kesildi. Yeşilliklerle sarmalanan vadi içindeki bu yeşil sularla dolu doğal havuzların güzelliği bu kez de güzellikleriyle nefesimi kesmekteler. Bir süre soluklandıktan sonra zirveden gördüğüm güzellikleri kaydetmek için deklanşörümü okşamaya başladım.

Yüksek basamaklı ve dolambaçlı patika yolu takip ederek göllere ulaştım. Tırmanıp inmekten dolayı sırılsıklam olan giysilerimi çıkartarak sıcak sularına kendimi bırakıverdim.

Yeşilliklerle çepeçevre vadi içinde sakin sakin akan bu yeşil suların içinde gökyüzü mavilikleri ve ormanın koyu yeşilinin birleşmesinin bir sentezi içinde ki tatlı suları içinde bulunmaktayım. Samuc Champey’e gelmeden önce internette Google Eart’te gördüğüm bu güzellikleri beş duyumun algılarıyla tadını çıkarmaktayım.

Gelişte araç ile Cahabon nehri üzerinde bulunan 300 yıllık ahşap köprünün üzerinden bu kez yaya geçtik. Köprü yakınında gezilecek yerlerden biri de yarasaların mekânı olan Mağara bulunmakta.

Dönüşümüzde geçen bir başka kamyonetin açık arka kasasında, ayakta, bu güzel vadinin ilginç güzelliklerine bakarak Lanquin kasabasına ulaştım. Günün kalan zamanını sularına zirvede girdiğim Cahabon nehrinin hostelimizin bahçesinden akıntılı geçen sularına bir kez daha girdim. Yeşilin dışında başka bir rengin hâkimiyetine izin vermeyen bu konaklama yerimizdeki bahçede biramı yudumlayarak “hayal gibi” güzelliklerin içinde hayale daldım.

2000 yılından sonra yazmayı da düşünerek yaptığım Dünya Seyahatlerimde yaşadığım farklı,güzel,ilginç,tehlikeli vs şeyleri paylaşarak, gezme konusunda tutuk davranan…