Tayland’ın Eski Başkentlerinden Ayuttaya

Yazı ve Fotoğraflar: Timur ÖZKAN
Tayland’ın uzak tarihi, ülkenin kuzeyindeki Sakhotay’ın başkent olduğu (1238) Tay Krallığı’ndan başlıyor. Daha sonra 14.yy’da bir diğer Tay devleti olan Ayuttaya Krallığı egemen oluyor ve başkent biraz daha güneydeki Ayuttaya’ya taşınıyor. Burada tam 33 kralın idaresinde geçen 417 yılın sonunda (1767) kuzey komşuları Burmalıların saldırılarına daha fazla dayanamayan Tay halkı başkentlerini daha da güneye götürmek zorunda kalıyorlar.
Ayuttaya bugün 80 bin nüfusun yaşadığı küçük bir kent. Buna karşın geçmişteki görkemini yaşatan pek çok tapınak, stupa vb tarihi kalıntıya ev sahipliği yapıyor. 1981’de UNESCO’nun Dünya Kültür Mirası listesine dahil edilen Ayuttaya’yı gezmeye kent merkezine 6 km uzaklıktaki Vat Pu Kao Tong’dan başlıyoruz. Yerel rehberimiz Pok, öncelikle buranın tapınak değil bir stupa olduğunun altını çiziyor ve “stupa” ve “cedi”lerin tapınaklardan farklı olarak mutlaka kutsal kalıntılar (önemli bir din adamının küllerinin gömüldüğü bir yer vb)  üzerine inşa edilen dini yapılar olduğunu belirtiyor. Pok ayrıca Buda heykellerinin bilinen 160’dan fazla pozisyonu içinde en çok karşılaşılan altısının anlamlarını açıklıyor. Örneğin elini karşıya doğru tuttuğu zaman kötülüklere dur dediğini, lotus çiçeği şeklinde oturduğunda meditasyon yaptığını, yatan Buda pozisyonunun ise Budizm’in en yüksek mertebesi olan Nirvana’ya ulaştığı anlamına geldiğini anlatıyor. Pok’a göre Tayland’ın nüfusunun % 70’i Budist ama aslında herkes dini farklı yorumluyor örneğin, pek çok Taylandlı yememesi gerektiği halde et yiyor veya kendisi gibi arada bir de olsa bira vb içiyor. Pok’u dinlemek keyifli ama tırmanılması gereken stupa bizi bekliyor. 1357’de Kral Tong tarafından meditasyon için yaptırılan, 1592’de Burma saldırıları esnasında yıkılınca Kral Naresuan tarafından daha büyük olarak yeniden yaptırılan stupanın dik merdivenlerini tırmanarak etrafı seyrettikten sonra Ayuttaya’ya doğru yola çıkıyoruz.
Ayuttaya’nın tarihi kent merkezi üç nehrin, dört bir taraftan çevrelediği bir ada şeklinde. Bangkok’a devam eden Choa Praya ile birlikte onun kolları olan Pasak ve Lopburi nehirlerinin arasındaki eski merkezde o kadar çok tapınak ve antik kalıntı var ki bu günübirlik turda sadece çok önemlilerini görebileceğiz. Kente girer girmez herkesi etkileyen tarihi atmosfer içindeki ilk durağımız Vat Tummikarat’ta ayakta kalan tuğla duvarlar, sütunlar ve temeller bizi çok daha eskilere götürüyor. (14.yy)
Daha sonra yan yana üç tapınağın daha doğrusu kalıntılarının bulunduğu büyük bir park alanı içindeki Vat Vorapo, Vat Voracetharam ve özellikle safran rengi bir örtü ile sarılmış 37 metre boyundaki dev yatan Buda heykelinin çok etkilediği Vat Lokayasutharam’ı geziyoruz. Bundan sonraki durağımız üç hanedan stupasının bulunduğu Vat Phra Si Sanphet ile yanındaki Antik Saray kalıntıları. Buradan ayrılmadan önce Vat Phra Mongolbohit’deki Tayland’ın en büyük Oturan Buda heykellerinden birini daha görüyoruz. Küçük bir gölet etrafındaki saray ve tapınaklar bölgesi bir panayır alanı gibi hareketli bir yer. Ayuttaya’yı gezmeye getirilen öğrenciler, fillerin dans ettiği gösteriler, isteyenlerin fil üzerinde yakındaki bir başka tapınağa kadar gidip geldikleri gezinti yolu, hediyelik eşya satıcıları ve de restoranlar…
Bu arada bizim de yemek zamanımız geliyor, başka bir yerdeki fiks mönü Tay Mutfağı şeklindeki yemek molasından sonra Ayuttaya’nın en ilginç yerlerinden birine daha gidiyoruz. Tuğla duvar kalıntılarının büyük bir alana yayıldığı Vat Mahathat’ı diğer tapınaklardan ayıran özellik bir ağacın kökleri arasına sıkışıp kalmış bir Buda başı. Tapınak ve antik kent kalıntılarını gezerken başı olmayan pek çok Buda heykeli dikkatimizi çekiyor. Rehberimize göre 40 yıl öncesine kadar yasalar izin verdiği için bu heykellerin başları yabancılar tarafından satın alınarak götürülmüş ama bunlardan bir tanesi her nasılsa toprak altında kaldığı için gözden kaçmış. Daha sonra ağaç büyüdükçe kökleriyle beraber yavaş yavaş yükselerek sonunda tamamen ortaya çıktığına inanılan Buda Başı bugün Ayutaya’nın en çok fotoğrafı çekilen objesi. Ancak Budist geleneklere göre hiçbir şekilde Buda’nın başından daha yukarda durulamayacağı için burada fotoğraf çektirilirken mutlaka çömelmek gerekiyor.
Hepsi de 14.yy’a tarihlenen bu tapınaklardan sonra ve Bangkok’a dönmeden önce 19.yy’da yapılan Yazlık Saray’ı göreceğiz. İsteğe bağlı olarak tur programına dahil edilen saray, dünyanın her tarafındaki saraylara benziyor. Burada farklı olan, geniş bir yeşil alan içindeki gölet etrafında yer alan yapıların her birinin ayrı bir mimari özellik taşıması olsa gerek. Sarayın bulunduğu Bang Pa İn Ayuttaya’ya 21, Bangkok’a 58 km uzaklıkta. Ayuttaya’nın Bangkok’a uzaklığı ise 75 km.
Buralara Bangkok’tan düzenlenen günübirlik turlarla olduğu gibi Chao Praya nehri üzerinden motorlarla da gelinebiliyor. Pek çok tarihi eserin ev sahibi ve Tayland’ın eski başkenti Ayuttaya ayrıca ülkenin UNESCO tarafından Dünya Kültür Mirası kabul edilen sadece beş yerinden biri ve bu özellikleriyle Tayland’ın görülmesi gereken yerleri arasında rahatlıkla not edilebilir.