Manastır, şimdiki adıyla BİTOLA;

Eski Yugoslaya’nın yani Tito dönemi Yugoslavya’sının bir parçası olan bu bölge, bu gün Makedonya bağımsız devletinin ikinci büyük şehri Manastır’dır.

Osmanlı döneminden kalma kimi camilerin levhalarında Manastır ismi yazılı olsada haritalarda Bitola diye geçen bu küçük şehir, Atatürk’ün 1896 yılında Selanik’te Orta Okulu bitirerek “Manastır Askeri İdadi”yi yani Askeri Liseyi okumaya geldiği yer.  1896-1899 yıllarında okuyup başarıyla bitirdiği bu okuldan sonra İstanbul Harp Okulu’na devam eder.  1902 yılında Teğmen rütbesiyle mezun olur.  1903 yılında Üsteğmen, 1905 yılında da Kurmay Yüzbaşı olarak okul hayatını tamamlar ve savaş alanlarına tayin olur.  İşte bu Manastır’da lise döneminde Atatürk’ün âşık olduğu ya da en azından günümüze ulaşan mektubundan Eleni Karinte’nin Atatürk’e olan aşkından söz etmek istiyorum.

Atatürk’ün okuduğu bu okul şimdi Manastır Kültür Müzesi olarak hizmet veriyor.  Manastır civarından çıkarılan pek çok antik eserin sergilendiği salonların yanında,  rehber eşliğinde gezilen birde Atatürk anı odası var binanın birinci katında. Burada renklendirilmiş pek çok bildiğimiz fotoğrafı yanında,  müzeyi ziyarete gelen Türk heyetlerinin getirdiği hediyelerin (plaket, büst, tabak vs) sergilendiği bir bölüm var. Genel Kurmay’ın hazırlattığı yarım saat süren bir belgeselde  ziyaretçilere Türkçe olarak izlettiriliyor.  Girişte Atatürk’ün büstünün yanında Makedon ve Türk bayrakları yanında da ziyaretçi defteri bulunmakta. Önce duygularımı kaleme aldım sonra kısaca kimler neler yazmış diye baktım. Pek çok yabancı ziyaretçi de kendi dillerinde bir şeyler yazmışlar.  Hayranlık ve övgü dolu şeyler yazmış olduklarını sanıyorum (zamanın kısalığından bunları okumaya fırsat bulamadım).   Ayrıca Eskişehir Belediye Başkanı Yılmaz Büyükerşen’in yapıp hediye ettiği Atatürk’ün balmumu heykelinden de söz etmeliyim. Türkçe bilmeyen rehber 100 Denar alarak çantasından çıkarttığı bileti bana uzattı. Boynumda bulunan fotoğraf makinasına bakarak fotoğraf çekmek istersem 500 Denar ödemem gerektiğini söyledi. Bende Türkiye’den size yollanan fotoğraf ve belgeleri fotoğraflamak için mi! Giriş ücretinin beş katını istiyorsunuz? Diye olumsuz ifademi göstermekten kendimi alamadım. Bu uygulamayı saçma buldu ki, istersen birkaç kare çekebilirsin diye gönlümü alarak beni tek başıma salonda bırakarak dışarı çıktı.  Bende genel atmosferle ilgili birkaç kare çektim. Çıkarken elime Eleni Karinte’nin Atatürk’e yazdığı aşk mektubunun  A4 kopyasını verdi.

 

” Kemal Atatürk’e herhangi bir zamanda ve yerde!

    ”Çok seneler geçti, ben halen her gün içerisinde senden haber bekliyorum. Herhangi bir zamanda mektubumu alırsan, beni hatırla ve kâğıttaki gözyaşlarımı görebileceksin. Yıllar ve olaylar geçiyor, seninle ilgili çok şeyler konuşuluyor. Mektubumu okurken, başka kadını seviyorsan, mektubumu kopar ve kendine sor: inanabiliyor mu ki, Manastırlı bir Eleni Karinte, bir günlük tanıdığı ve âşık olduğu adama bütün ömrünü harcamıştır? Ve benim seni sevdiğim kadar, o kadını o kadar seviyorsan, kendisine hiçbir şey söyleme, senin kadar mutlu olmasını diliyorum.    Fakat balkondaki kızı hatırlıyorsan ve başkasını sevmiyorsan, seni beklediğimi ve ömrüm boyunca bekleyeceğimi bilmeni istiyorum.

Döneceğini, beni unutmayacağını biliyorum. Babam vefat etti. Beni senden ayırdığından tam bir yıl geçti, beni eve kapattı ve bir ay çıkmama izin vermedi. Ağladım, biliyorum ki tüm kilitleri ve hapisleri boşuna harcadı.

Beni evlendirecekleri adamı sadece bir kez gördüm ve kendisi bana onu sevebileceğimi sordu. Ben kendisine, ‘Hayır, ben sadece ilk aşkımı seviyorum’ dedim. Ve artık kendisini görmedim. Babam beni hiç bir zaman affetmedi ve ben de kendisini affetmedim. O zamanlardaki gibi artık genç ve güzel değilim….     Tüm ömür bir gün içerisinde!

Ebediyen seni seven ve seni bekleyen, senin Eleni Karinte. “

Dün Manastır’da  Villa Diamond otelinde kalmıştım. 7 odalı aile işletmesinin genç  sahiplerinden 24 yaşındaki Menden Lazarov’un verdiği bilgi ile (birlikte gitme teklifimi geri çevirmeyerek) Eleni Karinte’nin yaşadığı eve gittik. Elbette şu an konaklama yapılmıyor. Binadaki bu büyük daire, şık bir cafe-bar olarak işletiliyor.  Beş odası temsil ettiği şehirlerin havasına uygun şekilde döşenmiş: New York – Paris – Londra – Roma – Las Vegas. Asıl benim için en ilginç köşe birinci kattaki daireye girişin solunda, barın karşısındaki duvarda Atatürk’ün lise yıllarındaki fotoğrafı, yanında İngilizce, Makedonca ve Türkçe yazılı Eleni’nin aşk mektubu ve altında Askeri İdadi binasının fotoğrafının bulunduğu bu yer.

Evet, heyecan verici bir an. Şaşkınlık içinde fotoğraflamaktayım gördüklerimi. Seyahate çıkmadan önce pek çok bilgiye ulaştığım halde, bu bilgiden bihaberdim.

Menden Lazarov’a bir içki ısmarlıyorum beni bu güzel sürprizle buluşturduğu için. O da benim fotoğrafımı çekiyor   duvarın önünde. Dönüşte Menden, Villa Diamond Otelinin yanında bulunan St Dimitrij Kilisesi ve yanındaki üç katlı konakta  “Elveda Rumeli” isimli Türk dizisinin çekildiğini heyecanla anlatıyor. Televizyonda bir dizi bile izlemeyen ben ilgisiz görünmemek için meraklanmış gibi yapmak zorunda kalarak Menden’in heyecanına karşılık veriyorum. Kitlesel ilgilerin dışında kaldığım bir diğer konuda futbol. Dillerini konuşamadığım(Portekiz’ce) Brezilya’da gezerken  pek çok insan Galatasaray ve Fenerbahçe oyuncularından bazılarını saydıklarında ne diyeceğimi bilememiştim.  Yine biliyormuş gibi davranmak zorunda kalmıştım.  Manastır ve Makedonya’nın diğer şehirleri yanında Kosova’da  gördüğüm  Türk dizilerimizin (Kurtlar Vadisi – Alemdar) afişlerini de fotoğraflıyorum.