PERU  – TİTİCACA -AREQUIPA-LİMA: INKA’LARLA KOL KOLA

Bolivya’nın kuzey batısından Peru’ya iki ülkenin sınırındaki ortak Gölleri Titicaca’ya; göldeki Isla del Sol adasına güneşli bir havada zevkli bir tekne yolculuğu yaparak ve adadaki Inka izlerinin kalıntılarını seyreyledikten sonra Peru’ya girdim.

Inka Uygarlık kalıntıları Güney Amerika’daki 5–6 ülkeye yayılmış. Peru’daki Dünya’nın Yedi Harikası listesindeki Machu Picchu’ya varıncaya kadar pek çok Inka Uygarlık kalıntılarını göreceğim.

Inka söylencesinde Güneşin doğduğu(Sol=Güneş) yer olarak belirtilen bu ada 230km uzunluğa, 97km genişliğe sahip. Yakınında ki Isla de Luna’da (Ay Adası) gelen ziyaretçilerin kulaklarına başka Inka söylenceleri anlatmaya hazır beklemekte.

6075 metre yüksekliğinde,  ama günümüze sadece bir tarafı kalmış perişan Chachani ile sağında ki 5571 metre yüksekliğe sahip Pichu Pichu Volkanik dağların eteklerinde 1540 yılında kurulmuş Arequipa”Beyaz Şehir” olarak kutsanmış. Yörenin beyaz volkanik taşlarıyla yapılmış özenli binaları, görkemli kiliseleri ilgi çekici meydanlara çıkmakta. En önemli meydan da Plaza de Armas’tır. Buluşup, yapılan sohbetlerin, şahit olduğum protesto yürüyüşlerinin, okul ve müzikli gösterilerin de merkezi bu meydan.

Santa Catalina Manastırı şehrin en görkemli binası. Plaza de Armas meydanındaki Katedral 1656 yılından. Bu meydanın diğer bir köşesinde Compania Kilisesi, San Ignacio Şapel’i, meydanla birleşen sokağın köşesinde Rocoletta Manastırı ve diğer alımlı beyaz binalar ve bağlantılı sokaklarında sizleri bekleyen sürprizlerle dolu nice şeyler: RESTAURANTE DE ESTAMBUL, İstanbul Lokantası. Almanya’da tanışıp aşık olduğu Perulu kızın peşinden o zamana kadar adını duymadığı Peru’nun Arequipa şehrine gelerek girişkenliği, çalışkanlığı ile 4 yılda 6 restoran, bar açıp,  bu yerleri babası ve kız kardeşi Melahat ile işletmekte olan İbrahim ile tanışıp bu mekanların birinde rakınızın yanına sarma ve imam bayıldı ısmarlayabilirsiniz. Arequipa resim sanatçılarının bir sergi açılışını bu mekânların birinde yapmaları ile bu sanatçılarla tanışma ve ilk çağdaş Peru resim sanatı örnekleriyle de karşılaşmış oldum.

Güney Amerika gezilerinde El Turko isimli lokanta ve bar isimlerine sıkça rastlanır. Sahiplerinin Türk olduğunu düşünmeyin, bunlar Arap kökenli ülkelerin insanlarına aittir.. El Turqo ismi Osmanlı İmparatorluğunun hâkimiyetindeki tüm Arap ve elbette Türkleri ifade etmektedir bu coğrafyada.

Dünyanın en derin vadileri burada; Canon del Colca- Canon del Cotahuasi(3354 metre ile en derini). Arequipa’dan alacağınız bir gece konaklamalı Kanyon turu ile hem kolay bir seyahat hem de burada yalnızca şanslı olanların raslıyabileceği Peru efsanelerinin de kahramanı büyük Condor kuşunu görebilirsiniz. Çevre köylerden gelen mahalli giysiler içindeki, ilginç şapkalı kadınların sattığı dokumalar ve hediyeliklere de göz atabilirsiniz.

Arequipa’dan sonra tarlalar üzerinde nasıl-neden yazıldıkları-çizildikleri türlü rivayetlere konu olan çöldeki Nasca kasabası ilgimi çekmedi, bende sonraki hedeflerim olan Cuzco ve Machu Picchu’ya devam ettim. Gösterilmiş tüm ilgileri sonuna kadar hak eden bu en ünlü Inka Uygarlık bölgelerinden sonra,  Pasifik kıyısında ki başkent Lima’ya(aslında resmi başkent Sucre’dir.)ulaştım. Cuzco’da tanıştığım Sydney’li Peter ile birlikte Lima’yı keşfe çıktık.

İlk olarak otelimize yakın ve Okyanus kıyısındaki modern çarşı merkezine yürüyerek ulaştık. Rehber kitabımızın bahsettiği,  bu merkezin uzantısındaki güzel parkların içinde Nazca kasabasında görmediğimiz şekillerin bir minyatürünün sergilendiği parka; Okyanus kıyısında yükselen bu yamaçta yürüyerek,  bir yandan da kıyıda rüzgâr sörfü yapanları kuşbakışı seyrederek ulaştık.

Lima şehir merkezinde, dokuma, hazır giyim ve diğer her türlü hediyelik eşyaların yanında esas olarak mükemmel gümüş işçilik örneklerinin sergilendiği yüzlerce ilginç mağazalarının iç içe olduğu çarşılar bölgesindeyim. Bizdeki Mahmut Paşa Çarşısının zenginlik ve karmaşasına sahip  “Mercado”ya ulaşıp, fotoğraflarının çekilmesine engel değil aksine teşvik eden güler yüzlü satıcıları fotoğraflayıp, sokaklarında kaybolarak fotoğraf kartımın hafızasını bolca bu görüntülerle doldurdum. Bu yürüyüş esnasında,  Inka Uygarlığının ve eşcinsellerin ortak sembollü olan Gökkuşağı renklerinden oluşan bayrağı,  askeri bir bina önündeki diğer bayraklar arasında fark ederek fotoğrafladım. Peru’nun Ekvador’a sınır kasabası Tubles’e gitmek üzere havaalanı yolundayım. Yoldaki reklam panosundan Peru’da “BANOS TURCOS” Türk Hamamı olduğunu da öğreniyorum tebessümle..

2000 yılından sonra yazmayı da düşünerek yaptığım Dünya Seyahatlerimde yaşadığım farklı,güzel,ilginç,tehlikeli vs şeyleri paylaşarak, gezme konusunda tutuk davranan…