11.01.2007

La Serena

Pasifik Okyanusu kıyılarından kuzeye doğru süren otobüs yolculuğumun yol arkadaşı genç bir Şili yerlisi işçi. Şili’nin en kuzey bölgesine giderken bir durak olarak düşündüğüm La Serena şehrine 7 saatte ulaştım. Yol boyu karıştırdığım rehber kitabımdan bulduğum Maria’s Casa-Maria’nın Evinin yolunu tuttum. Güler yüzle karşılandım ama bu kadar methi edilen yerde de yer yok. Ama beni bırakmadılar sağa sola telefon edip beni sonunda elleriyle komşularının müsait boş bir odalarına yerleştirdiler. Evler genellikle yüksek duvarla yalıtılmış, sokakla bağı kesilmiş. Kapıdan girince birden çok ailenin paylaştığı geniş bir avlu bulunuyor. 14 saatlik Uçak, ardından 7 saat süren otobüs yolculuğu ve sonunda duşa dalıyorum. Akşam Maria’nın Evine giderek diğer gezginler ve ev sahibinin barbekü başındaki sohbetlerine katıldım. Izgara üzerinde bu kadar kalın etin pişirildiğine ilk defa şahit olmaktayım. Gündüzün sıcağı soğuğa bıraktı geceyle, gece-soğuk bende ki yorgunlukla birleşerek,   gerçeklik duygusundan uzaklaştırdı. Hayal mi etmekteyim bu anı gerçekten Güney Amerika’da bir yerde miyim? Kendimi odama attım ve uykuya daldım.

Sabah gün ışığı ile uyandım. Ev sahibim genç bayan bana kahvaltı(desayuno) hazırlamış. O iki küçük çocuğu ve çalan telefonlarla boğuşurken ben yanımdan ayrılmayan 2 köpeğiyle oynaşarak kahvaltımı bitirdim ve kendimi dışarı attım.

Hayatımın en uzun gezisine çıkmış olmama rağmen(70 gün),bunu en iyi şekilde değerlendirebilmek için(ilginç yerlere daha fazla zaman ayırabilmek için) kuzeye Atacama Çöl bölgesine giden uçakların fiyatlarını kontrol ettim. Fiyatların yüksekliği nedeniyle geceye otobüs biletimi aldım, gece yolcuyum. Geceye kadar vaktim var, şehri karışlamaya başladım. 1946–52 yıllarında Şili Başkanı olmuş Gabriel Gonzales Videla müze evini gezmekle başladım. Karşı binadaki Arkeoloji binasına girdim. Şirin temiz sokakları, taş evleri, kafeleri, sokak müzisyenleri ile La Serena kasabası bitti. Ama 12 kilometre uzağında, deniz ve liman kasabası Coquimbo beni bekliyor. Yoldan geçen dolmuşa atladım hemen. Kasabanın tepesinde son durakta indim. Yüksek bir haç dikilmiş tepeye, asansörle tepeye ulaştım. Deniz kenarında ki şehirler karadakilerden daha güzel olur genelde, ama Coquimbo, La Serena’nın tersine fakir-bakımsız-çirkin bir kıyı kasabası. Çektiğim birkaç kuş bakışı fotoğraftan sonra kasaba içinde biraz yürüyüş yaparak ilginçlikler aradım.

Her şeyin yolunda olduğunu bildirdim İstanbul’a bizimkilere internet üzerinden. 16 saat sürecek yolculuğuma hazırım.

Uzun ama rahat bir yolculuktan sonra LP(Lonly Planet –Yalnız Gezegen=Rehber Kitabı)kitabında gezginlerin kuzeyde buluştukları son nokta dediği San Petro de Attacama’dayım.

2000 yılından sonra yazmayı da düşünerek yaptığım Dünya Seyahatlerimde yaşadığım farklı,güzel,ilginç,tehlikeli vs şeyleri paylaşarak, gezme konusunda tutuk davranan…