PABLO NERUDA – MISTRAL  –  ATATÜRK – NAZIM HİKMET   –   SALVADOR

ALLENDE

Bir yıl içinde(2007) iki kez güney Amerika,Şili’ye sadece gezmek için giden ilk Türk olabilirmiyim diye merak etmekteyim.İlkinde gitmeye fırsat bulamadığım Valpariaso-Vinama del Mar, yani farklı koloniyel mimari özellikleri kısmen hala koruyabilen,sahilden tepedeki yerleşim yerlerine raylı sistemler{finüküler} ile çıkılabilen,sayfiye ve ikinci büyük liman kenti,başkent Santiago’ya üç saatlik mesafede-Pasifik Okyanusu kıyısında, dünyaca ünlü  şair Pablo Neruda’nın da hayatının uzun bir dönemini geçirdiği,dünyada seçimle iktidara gelen ilk Marksist başkan Salvador Allende’nin de doğup büyüdüğü bu batı kıyılarındayım.

Şili’de Orhan Pamuk’un Nobel’den sonra kitaplarının bütün kitapçılarda İspanyolca çevirilerini görmekten çok hoşlanmış(ödül sonrasındaki  olumsuz tartışmaları ve söylemleri unutmuştum). Tanıştığım  Şili’li Ponce ailesine Orhan Pamuk’un Nobel ödüllü kitaplarını gösterip gurur duyma isteğim; ”bizim 15 milyon nüfusumuz ve 2 Nobel ödülümüz var” cevabıyla  yok oldu. Şili  ilki 1945 yılında  Gabriala Mistral, ikincisi 1971 yılında Pablo Neruda tarafından kazanılan Nobel Edebiyat ödülüne sahip.

Önce başkent Santiago’da Pablo Neruda adına kurulmuş müzeyi ziyaret edip,sonrada Isla Negra(Siyah Ada adıyla anılsa da bir ada değildir)’da Neruda’nın hayatının en önemli sanat dönemini yaşadığı ve o hayranlık duyduğumuz şiirlerini kaleme aldığı,içini teknede yaşarmış duygusu versin diye tavanı alçak,kapıları dar,zemini teknede kullanılan ahşap kaplama döşeli, Pasifik Okyanusu kıyısındaki bu müzeye dönüştürülen evdeyim.Rehber eşliğinde gezdiğim müze-ev; eklektik eşyalarla doldurulmuş,büyük cam küpler,Uzakdoğudan,Afrikadan toplanmış-hediye edilmiş heykeller,masklar,kelebek,böcek koleksiyonları.Dev heykeller,bir tanesi gerçek boyutlarda At.Mısır’dan kimi büyük Firavun heykelleri.Mutfakta her renk ve çeşitten şişeler,bardaklar.Sanırım buna neden Şili Elçisi olarak pek çok ülkede görev yapması yanında şair ve politik kişiliği ile de dünyayı çokça da dolaşmasıydı.Yatak odası dahil, her odası nefis Pasifik Okyanusu manzaralı . Elbiseleri ve aksesuarları bana Atatürk’ün Anıtkabir’de sergilenen elbiselerindeki zevki,özeni çağrıştırdı.Bunlardan biri de Nazım Hikmet’in  hediyesi bir“gömlek” ve arkasından Nazım’a yollanan bir hediye Neruda ‘dan :

NÂZIM’A BİR GÜZ ÇELENGİ
Neden öldün Nâzım? Senin türkülerinden yoksun ne yapacağız şimdi
Senin bizi karşılarkenki gülümseyişin gibi bir pınar bulabilecekmiyiz bi daha?
Senin gururundan, sert sevecenliğinden yoksun ne yapacağız?
Bakışın gibi bir bakışı nereden bulmalı, ateşle suyun birleştiği………..

Bahçesi ve birkaç küçük yapıdan oluşan bu evini kendisi yıllar süren(30 yıl) ilavelerle tamamlamış.Tıpkı Halikarnas Balıkçısı’nın sürgün yeri Bodrum gibi kervan geçmez Isla Negra onunla birlikte popülerlik kazanmış ve günümüzün en önemli sayfiye yeri haline gelmiş.İkinci karısı Matilde Urrutia ile uzun yılar yaşadığı bu ev 1973 yılında ölümünden sonra müze olarak açılmış.

Meraklısına küçük bir not müzeyi gezmeyi düşünüyorsanız önceden randevu almanız gerekiyor.Santiago’dan Vallpariosa yolu ile Isla Negra’ya ulaşım 3 saat kadar sürüyor.Ocak-Şubat(buranın yazı)aylarında giderseniz Neruda’nın yaşadığı bu Pasifik kıyılarında  Bungalovlarda birkaç gün konaklayabilir Okyanus tecrübesi yaşar,şair ile aynı havayı solursunuz.

Yine Pasifik kıyısında,Vinama del Mar şehrindeki açık hava konser salonu ve müzesinin de bulunduğu  parkta hem Mistral hem de Neruda’nın  heykellerinin ve şiirlerden dizelerinin

sergilendiği bir güzel bölüm var.

Şili’liler Kurtuluş savaşımızın sonunda kurulan Cumhuriyetimizi ilk tanıyan ülkelerden biri olarak emperyalizme karşı verilen bu savaşın başarısını taa uzaklardan sempati ile karşılamışlar ve bununla yetinmeyip Santiago’da ana caddelerinin bir parkına Atatürk’ün bir rölyefini yerleştirmişler.Şehrin diğer bir köşesinde de Neruda ile aynı yıl,aynı ay doğdukları{temmuz 1904}gibi, aynı yıl ve aynı ayda ölen{eylül}- (1973 de askeri bir darbe ile öldürülen) Salvador Alende heykeli ile karşılaşmak bir tanıdığa raslamak gibi bir duygu, yürek dolusu….

2000 yılından sonra yazmayı da düşünerek yaptığım Dünya Seyahatlerimde yaşadığım farklı,güzel,ilginç,tehlikeli vs şeyleri paylaşarak, gezme konusunda tutuk davranan…