DÜNYANIN ARKAKAPISI : USHUAIA  YOLUNDA

DÜNYANIN GÜNEY BÖLGESİ :   PATAGONYA

Lonely Planet Kitabı; pek çok seyyahın dünyanın en güneyindeki şehrine gittim demek için Ushuaia’ya geldiklerini yazar. Belki ilk neden bunu söylemektir çoğumuz için ,ama Patagonya’ya yoğunlaşınca orada bulundum demekten daha özel şeylerin de varlığına dikkatimizi yoğunlaştırmış oluyoruz..Antarktika’ya yapılan geziler de Patagonya’dan geçiyor.

Şili’ye ait Puerto Montt (Patagonya: Güney Amerika Kıtasının belirli bir enleminden sonraki bölgeye verilen genel bir ad. Arjantin ve Şili ülkelerini kapsamakta)şehrinden daha güneye gitmek için 3 gece konaklamalı gemiye bilet aldım. Güneydeki nüfusu az, ulaşımı zor kasabalara yük ve eşya götürürken 100 civarındaki biz gezginleri de misafir eden mütavazi bir gemi seyahatindeyim; Ocak ayının 22’si 2007 yılı ve Patagonya’nın yazında. Bazıları bu gemiden sonra 12 günlük 4500$’lık Antarktika gezisine devam edecekler.

3 gün boyunca kanalların arasındaki seyirde tek bir ev bile görmedik.(Puerto Eden köyü hariç).Yamaçlarında karları ve kimisinde buzulları olan yüksek dağlar, seyrine doyumsuz bir bulut hareketliliği, doğanın sessizliği; içindeki tek gürültü gemimizin motorlarından gelmekte.

İkinci günün ortasında Puerto Eden denilen birkaç yüz yerlinin yaşadığı, renkli boyalı evleri, güzel adacıkları olan balıkçı köyüne yakın demir attık. Küçük teknelerle çıktığımız köyde gezi için özel tahtadan yapılmış yollardan yürüyerek bütün köyü 1 saat içinde dolaştık ve yerlilerden kimimiz hediyelik eşya, kimimiz de çektiği fotoğraflarını anı olarak aldı.Tarıma elverişli arazisi olmadığı için, bu yerlilerin burada yaşamalarına devam edebilecekleri her türlü yardımı  Şili Devleti  düzenli olarak yapmakta.

Puerto Eden’den sonra seyire devam ediyoruz. Gemide boş zamanlarımızı Güney Amerika ile ilgili belgesel ve drama filmleri izleyerek değerlendiriyoruz; “Motorsiklet Günlüğü”-“Yerlilerin Yaşamları: kadınların buzlu suda çırılçıplak balık avlamaları”-Şili’nin Faşizme doğru gidişinin bir çocuk gözüyle anlatıldığı drama; Salvador Allende’nin devrilmesi gibi.

XI.Glaciar Pio’ya (Buz Dağı) yaklaşmakta olduğumuz anons edildi.Hepimiz fotograf makinelerimizi alarak bu anı tespit etmek için güvertede yerimizi aldık..Yağan kar ve rüzgar bizleri zorlamakta ama ne dert karşımızdaki  mavi buzdağından  gözümüzü alamamaktayız.

Yolculuğumuzun bundan sonra ki periyodunda Pasifik Okyanusu’nun parçaladığı yüzlerce kanalın içinden, çevresindeki ilginç sıra dağların arasından, başka buzul oluşumlarının yükseltilerini ve tepelerdeki karları, farklı oluşumları hayranlıkla seyrederek 20 000 nüfuslu

Puerto Natales liman kasabasına ulaştık.

Buradan 3 saatlik bir otobüs yolculuğu ile dünyanın ikinci kalabalık (60 bin çift) Penguen Kolonisinin olduğu şehre Punta Arenas’a geçtim.( En kalabalık Penguen Kolonisi Güney Antarktika’da  “500 bin” ). 4500 km uzunluğundaki Şili’nin kuzeyinden Atacama çöllerinden başladığım yolculuğun sonuna, en güneyine 3 haftada ulaştım.

Ertesi gün koruma altına alınmış Magellan Adası’na penguenleri ziyarete 2 saat süren

Feribot yolculuğu ile gittim. Bütün ada ve bölge koruma altında; Magellan Penguenleri de güvenlik ve denizlerdeki yiyecek bolluğundan dolayı burayı üreme bölgesi olarak seçmiş. Bizim coğrafyamıza uzak bu zarif ve komik yaratıkların 60 bin çiftinin çıkardığı ses ve kendilerine özgü kokusu; aralarındaki ve bizlerle olan ilişkileri(denizden gelen penguenler bizlere ayrılmış yürüyüş yolundan geçerek ada içlerindeki yuvalarına geçiyorlar) hepimizi şaşkınlığa düşürdü. Hayranlıkla fotoğraflarını çekmeye çabalıyoruz. Bize ayrılan bir saat göz açıp-kapayıncaya kadar doldu. İstemeye istemeye feribotumuza döndük. Kalabalık bir gurup sanki bizleri uğurlar gibi iskele kenarında yüzleri bizlere dönük bekleşirlerken demir alıp uzaklaştık adadan.

Hostelime giderken sokakta duyduğum sesi Türkçe’ye benzettim(Uzun zaman Türkçe konuşmayınca bellek oyun yapıyor ve duyulan kimi sesleri Türkçe’ymiş gibi algılıyor).İkinci kez duyduğumda bunun yanılsama olmadığını anladım. Antarktika’ya, 0 noktasına yürüyüş yapıp Türk bayrağı diken ve dönüş uçuşları için burada bekleyen 2 Türk gazetecisi: Bengüç Özerdem ve Hakan Kumuk ile merhabalaştım. Onlarda benim gibi az bulunur Kelaynak Kuşu görmüş gibi şaşırdılar.70 günlük tek başıma-bağımsız programlı gezimde gazeteciler hariç; Uruguay’da İzmir’li mühendis Cüneyt Güven ile karşılaştım sadece ( O da tek başına çıktığı 9 aylık dünya gezisinin 5. ayındaydı.).

Şili’nin Punta Arenas şehrinden,10 saatlik bir otobüs yolculuğu ile şubat ayında havanın 23 00 de karardığı(yaz ayları: aralık-ocak-şubat),yazın yürüyüş ve tırmanış, kışın kayak yapılabilen(Haski köpeklerin çektiği kızaklara binilebilen)doğa harikası ; Arjantin’in ve dünyanın en güney “Southernmost city” yerleşim kasabasına (64 000 nufuslu-“  45˚ 48’ G.  68˚ 18’ B.”)  ulaştım.

2000 yılından sonra yazmayı da düşünerek yaptığım Dünya Seyahatlerimde yaşadığım farklı,güzel,ilginç,tehlikeli vs şeyleri paylaşarak, gezme konusunda tutuk davranan…